LA NOTTE

LA NOTTE.....
''1960 sonları...Paris...Saint Michel' de Café Laurent.... 
Jean Moreau ile oturmuş karşılıklı Gitanes tüttürüyoruz... Bir şişe Corvus Merlot şarabını az önce bitirdik...
Moreau uzun uzun gözlerime bakıyor ve aramızdaki yaş farkını paramparça eden o ünlü sözünü söylüyor :

''Mösyö Kemal...yaşımız bizi aşktan korumaz belki,ama aşk bir dereceye kadar bizi yaşlılıktan korur...''

Ellerini tutuyor ve dudaklarıma götürüyorum...''
***

AŞK, benim için kimin kölesi olacağımı seçme özgürlüğüdür.''

''Aşk''ı değil...AŞK'ı bilen ve yaşayan...muhteşem özgüveniyle bu sözü söyleyen büyük Fransız aktristi Jeanne Moreau'nun öldüğünü bir hastane odasında yatarken öğrendim.
İçim burkuldu...çevirdiği filmlerdeki çizdiği karakterlerle ve özel yaşamındaki tutkulu aşklarıyla,bağımsızlığına son derece düşkün bu olağanüstü kadını kaybetmiş olmanın, hayal dünyamda önemli bir yıkıma neden olacağını düşündüm hemen...
Şiirlerimin ve öykülerimin bazılarını, yaşayan böyle kadınlar için yazdığımı biliyordum çünkü...

''AŞK'' ve ''aşk'' kavramlarını birbiriyle karıştıranlara ve küçük harflerle yazılmış aşkları yaşayanlara...
Büyük harflere yazılmış AŞKLARI anlatmak çok zordur...
Özellikle de ''cinsiyetsiz ve feminist'' duruş sergilemeye çalışan kadınlara...

Elbette ''aşkı'' savunan AŞKSIZ kadınlara da saygı duyuyorum...kendi tercihleridir.
Ama, AŞKI sadece; ''kadın erkek eşittir''... ''AŞK karşılıklı saygı ve sevgidir'' retoriğine indirgeyenlere de ne yazık ki saygı duymamak bir yana, biraz da üzülüyorum.
Çünkü hem kendilerine hem de bize doğruyu söylemiyorlar...

O kadar hesapçı ve kılı kırk yaran,burunları iyi koku alan kadınlardır ki bunlar...
AŞKIN; onların anladığı ''bağımsızlığı'' ve ''onuru'' paramparça edecek cesamette bir duygusal şelale,deprem ve baldıran zehiri olduğunu hemen hissederler.
Kaçarlar AŞKTAN.
Karşılaşsalar bile görmezden gelirler...;
''AŞKIN fırtınalı denizlerine açılmaktansa,sığınırım kuytu bir aşk/sevgi limanına,orada yaşarım'' demeyi seçerler...

Dün gece AŞKI ve aşkı düşünürken...
Bu iki farklı yaşamı nasıl anlatabileceğimin formülünü de buldum sanırım...
İzinlerini almadım ama hepimizin tanıdığı iki sanatçı kadının üzerinden bu konuyu tartışmaya açmak istedim...
Onları...birinin politik görüşleri...diğerinin de politik görüşsüzlüğü nedeniyle pek de sevdiğim söylenemez...

Sezen Aksu ve Ajda Pekkan...
Hangisine AŞKI...hangisine aşkı yakıştırdınız ?...
Hayatlarına bir çok adam girdi bu ünlü kadınların...
İkisi de aşklar yaşadılar...
Ama Sezen hiç olmazsa BİR AŞKTA yaşarken...
Ajda HİÇ AŞK yaşadı...12 aşk yaşadı sadece...

Bu sanatçıları izleyen...bilen...tanıyan insanlar...AŞK mevzuubahis olduğunda, Sezen Aksu ile Onno Tunç'un 12 yıllık birlikteliğini anımsarlar hemen...ama Ajda için anımsadıkları sadece 12 adamdan ibaret bir ''aşk trafiğidir''...

Ve şimdi sözü bizzatihi Sezen Aksu'ya bırakarak
Jeanne Moreau'nun neden;
''AŞK benim için,kimin kölesi olacağımı seçme özgürlüğüdür'' dediği ile... 
Cemal Süreya'nın neden; 
''Daha ne olayım isterdin;onursuzunum senin.'' dediğini...
Belki daha iyi anlayabiliriz....:

''Sabah saatlerinde başladık tartışmaya Onno’yla. 
Akşam oldu, hala tartışıyoruz. Ağlamaktan gözlerim şişti. 
Evlerimiz de karşılıklı. Döne döne tartışma, kavga. 
Sonunda bu geldi, kapımı tekmelemeye başladı. 
Birden yukarı fırladım ve Smith Wesson marka silahımı kaptım; 
'‘Ne diyorsun sen Onno!’ diye namluyu doğrultup kapıya fırlayınca, bu adeta ışınlandı. Yok oldu birden. Zigzaklar çizerek kaçtı. Ben onu duvar dibine sindi sandım. Meğer karayoluna fırlamış, koşuyor. O halini görünce, ben de asfalta çıktım, gülmekten sırtüstü uzanıp debeleniyorum asfaltta. 
Nasılsa o korkuyla uzun süre geri dönmez dedim, içeri girdim. 
Meğer o akşam Levent civarında beş ev soyulmuş. Polis gece karanlığında panik halinde koşan Onno’yu görünce ''Hırsız budur mutlaka'’ diyerek enselemiş. ''Ben Onno Tunç’um'' demiş ama karakoldaki hiçbir polis tanımamış bunu. Kavga ettiğimiz için benim adımı da verememiş. 
Sabahı karakolda etmiş. Derken, onu tanıyan bir polis gelmiş sabah. Sevincinden polisin boynuna sarılmış. Ancak o zaman salıvermişler. 
Bir daha kapımı hiç tekmelemedi...
Sonra kendi kullandığı uçağın düşmesi sonucu Onno'yu kaybettim...
Onunla yaşadığım AŞKI...''Düş Bahçeleri'' isimli albümüme sığdırmaya çalıştım...''


Sevgili feminist(!)kadınlar...
''Yeter ki ONURSUZ olmasın AŞK...'' derken...
Herhalde özellikle şiirlerini sayfanızda paylaşmaktan pek mutlu olduğunuz ve hayranlık duyduğunuz şair Cemal Süreya'nın...
Sizin anladığınız anlamda ''onursuz'' olmadığını da biliyorsunuzdur...

kemal gürleyen

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !